Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansı (Sarı nokta hastalığı)

NEDİR? Görme merkezinde (makula, sarı nokta) yaş ilerledikçe ortaya çıkan bir bozukluğu anlatır.
Batılı ülkelerde 65 yaş ve üzerindeki en başta gelen görme kaybı nedenidir. Yaşlı nüfustaki artış göz önüne alındığında bu hastalığın önemi de artmaktadır. Hastalığın görülme oranı 65 yaşın üzerinde %3 iken, 75 yaşı geçenlerde % 15’lere varmaktadır. Ayrıca yaş ilerledikçe iki gözde birden görülme sıklığı da artar.
Hastalığa yol açtığı düşünülen çeşitli etkenler: Kalıtım (birinci dereceden akrabada varsa, risk üç kat artar), beyaz ırk, güneşin ultraviole etkisi, sigara, aspirin kullanımı, vitamin eksikliği, damar sertliği, sigara, hipertansiyon, yağ oranı yüksek beslenme tarzı, açık renkli gözler... Hastalığın tipleri: 1- Kuru tip: Retina tabakaları altına lipid (yağlı) materyal birikmesiyle oluşur. Daha yavaş ilerler ve uzun sure sonra görme azalmasına yol açar.

2- Yaş tip: Hasta bölgede oluşan bozuk kılcal damarların retinaya doğru ilerlemesiyle oluşur. Bu tip, ani görme kaybına yol açabilir. Kuru tipe oranla daha azdır fakat % 80 oranında görme kaybı yapar. Özellikle hastanın bir gözünde zar oluşumu varsa, diğer göz de tehlikededir (bir yıl içinde %22 oranında diğer gözde hastalık başlar).

Kuru tipte, hasta takibe alınmakta ve genel sağlık açısından tavsiyelerde bulunularak önlemler alınabilmektedir. Günümüzde yeni gelişen özel vitaminlerle de hastalığın ilerlemesi en azından yavaşlatılabilmektedir.
Belirtileri: Hastalar, çarpık görme, bulanık görme, küçük görme, bakılan alanda koyu bir leke görme gibi şikayetlerle doktora başvurabilirler.

Kuru tip hastalık olan kişiler, kareli kağıt testini (Amsler grid) düzenli olarak yaparak, hastalığın ilerlemesini önceden anlayabilirler. Bu hastalıkta ne kadar erken tanı konulursa, görme kaybı okadar az olmaktadır. Yine kareli kağıt testiyle, kuru tipin yaş tipe döznüştüğü erkenden anlaşılabilir. Yaş tipte, oluşan zar ne kadar küçükse başarı şansı o kadar artmaktadır. Bazen hastalık belirti vermeyebilir. Bu nedenle yakınması olmasa da, görmesi iyi de olsa, hastaların 6 ayda bir, retina kliiniğinde görülmesi gereklidir.


Amsler Grid Testi Sağlıklı Görme


Amsler Grid Testi Problemli Görme


TANI YÖNTEMLERİ:


Fluorescein anjiografi: Kol damarından girilir ve verilen bir boya (fluorescein) gözde dolaşırken, 10 dakika süreyle gözün fotoğrafları çekilerek, bozuk kılcal damarların varlığı araştırılır.
  • Bkz. Uveit tanısı nasıl konur? FFA


  • Indosiyanin yeşili anjiografi: Bazı durumlarda bu teknikle yeterli bilgi elde edilemeyebilir ve indosiyan yeşili anjiografi adını alan ve yeşil bir boyayla yapılan ikinci bir anjio gerekebilir.
    Bazı hastaların muayenesinde yaş tipten şüpheleniliyorsa ve atipik bir görünüm varsa, iki anjiografinin aynı anda yapılması gerekebilir (dual anjiografi)


  • Bkz. Uveit tanısı nasıl konur? ICGA


  • OCT
  • Bkz. Uveit tanısı nasıl konur? OCT

  • OCT anjio
    Bilinen ilaçlı anjiografinin tam olarak yerini almasa da, ilaç verilmeden retina damar yapısını gösterebilen çok ileri bir yöntemdir.


    FAF (fundus otofloresans)
    Tek başına yeterli olmasa da izleme açısından kısa, yeni ve non invazif bir görüntüleme yöntemidir. Ayırıcı tanı için çok yararlıdır.
    TEDAVİ:
    Göz içi ilaç uygulamaları (intravitreal anti- VEGF): Günümüzde kullanılan en önemli tedavi yöntemi, göz içine verilen ve yeni damar oluşumunu önleyen ilaçlardır (Anti -VEGF). Yalnızca göze özel üretilebilen çok etkili versiyonları kullanımdadır. Bu ilaçlar göz içinde 1-1.5 ay süre ile kaldıklarından, etkileri bitince yenden uygulanmaları gereklidir. Yoksa hastalık ilerlemeye devam eder. Bu ilaçlar günümüzde göz içi kortizon enjeksiyonları veya fotodinamik tedavi (PDT) ile de combine edilebilmektedir. 3 enjeksiyondan sonra hastalar her ay görülerek, tedavi aralıkları buna göre düzenlenir. Göz içi ilaç enjeksiyonları her ay OCT ile izlenir. Bir kaç ay arayla anjiografilerin tekrarlanması da gerekebilir.
    Kortizon da göz içine gerek PDT ile birlikte, gerek tek başına veya intrevitreal anti VEGF ile combine edilerek verilebilir. Hatta kısa ve uzun etkili formları denenebilir. Farklı sonuçlar bildirilmektedir.




    Dikkatli yapılan göz içi enjeksiyonlarının önemli yan etkileri görülmemiştir ve tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Ameliyathanede uygulama, enfeksiyon olasılığını hemen hemen ortadan kaldırmış görünmektedir.
    Nadiren verilen ilaçlara allerji bildirilmiştir. Bk enjeksiyon sonrası gözümde kırmızılık oluştu.

    Fotodinamik tedavi ( PDT): Kol damarından çok özel bir boya maddesi verilerek (Visudyne) uygulanan, yalnızca kılcal damarları etkileyen ve altındaki retina hücrelerinde tahribat yapmayan farklı bir lazer tedavisidir. İlaç kılcal damarlarda yoğunlaştığı zaman, 83 saniye süreyle lazer ışını hastalıklı bölgeye verilerek, damarların tıkanması sağlanır. Tedavi sonrasında özel gözlükler takılması ve gün ışığına çıkılmaması, parlak ışıklardan kaçınılması gereklidir. Bazı hastalarda işlem sırasında oluşan şiddetli bel ağrısı dışında önemli yan etkisi yoıktur. Karaciğer yoluyla atıldığından, karaciğer hastalarında dikkatle kullanılmalıdır.
    Zarın kapandığı bir kaç ay sonra anjio ile kontrol edilir, gereken durumlarda 3 ay sonra PDT tekrarlanabilir. Bu teknikle % 60’a varan oranlarda başarı sağlanmakta ve seçilmiş olgularda başarıyla kullanılmaktadır.
  • Bkz. Oftalmolojide lazerler


  • Kombine tedaviler: Günümüzde oluşmuş hastalığın tipine gore göz içi enjeksiyonları ve fotodinamik tedavi birarada kullanılarak tedavi sayıları azaltılabilmektedir. Bu konudaki çalışmalar sürmektedir. Argon lazer fotokoagulasyon: 10 yıl öncesine kadar, lazer ışık koagulasyonu ile kılcal damar ağları yok edilmekteydi. Görme alanında koyu bir leke şeklinde iz bırakabileceği için, bu teknik görme merkezindeki zarlarda artık uygulanmamaktadır.
    Görme merkezinden uzak olan bölgelerde farklı hastalıklarda kullanılmaya devam etse de, YBMD ‘de oluşan zarların hemen tamamı fovea (görme merkezi) altında olduğu için, pratikte uygulanmaz.
    Cerrahi yöntemler: Bu bölgede oluşan zarların cerrahi olarak da çıkartılması veya retinanın sağlam bölgelerinin merkeze kaydırılarak görme sağlanmaya çalışılması günümüzde terkedilmiş yöntemlerdir.
  • Retina sayfasına dön
  •  DİABETİK RETİNOPATİ Şeker hastalığıyla birlikte yaşamayı öğrenebilirsek, yaşamımızda daha güzel uğraşlara da yer açabiliriz. Bu nedenle diyabetik retinopatiyi anlamakta ve önlem almakta yarar var. Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansı Görme merkezinde (makula) yaş ilerledikçe ortaya çıkan bir bozukluğu anlatır. Batılı ülkelerde 65 yaş ve üzerindeki en başta gelen görme kaybı nedenidir. Yaşlı nüfustaki artış göz önüne alındığında bu hastalığın önemi de artmaktadır. Hastalığın görülme oranı 65 yaşın üzerinde %3 iken, 75 yaşı geçenlerde % 15’lere varmaktadır. Ayrıca yaş ilerledikçe iki gözde birden görülme sıklığı da artar. Göz muayenesinin önemi Göz muayenesi ve göz hastalıklarını gözlük muayenesi olarak anlamamak gereklidir. Hastanın bu konuda bilinçlenmesi çok önemlidir, çünkü kırma kusurları ( miyopi, hipermetropi, astigmatizma ) toplumda yaygın olarak görülebilen ve bilinen kusurlardır. Oysa göz hastalıklarının daha büyük bir kısmı yazık ki başlangıçta hiç bir belirti vermez. Hasta göz doktoruna geldiğinde görme artık geri döndürülemeyecek noktada bulunmaktadır.

    Copyright (c) 2010 www.fusunuzunoglu.com All rights reserved.